Etkin ResimGazi Mustafa Kemal ATATÜRK, 1881’de Selanik’te mütevazı bir evde doğdu. Büyük babası Selanik’te bir ilkokul öğretmeniydi. Babası daha sonra kereste tüccarı olan ufak bir memurdu. Yedi yaşında yetim kalan Mustafa, annesi Zübeyde Hanım tarafından büyütüldü. 1893’te, annesinin isteğine aykırı olarak Selanik’te askeri rüştiye okuluna girdi. Burada, yaygın bir Türk geleneğine uygun olarak, öğretmeni tarafından kendisine ikinci bir ad verildi ve böylece Mustafa Kemal oldu. 1895’te Manastır Askeri İdadisi’ne gitti ve 13 Mart 1899’da İstanbul’daki Harbiye’ye piyade öğrencisi olarak girdi. 1902’de kurmay sınıfına ayrıldı ve Ocak 1905’te kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu.

Mustafa Kemal’in Harbiye’deki yılları Sultan II. Abdülhamit’in en sert baskılarına rastladı ve Harbiye gizli muhalefetin başlıca merkezlerinden biri oldu. Bütün disiplin tedbirlerine rağmen Harbiyeliler Namık Kemal’in, Genç Türk sürgünlerinin eserlerini yatakhanelerinde gizlice okuyorlar, ülkelerinin kötü durumunu ve çarelerini kendi aralarında tartışıyorlardı. Mustafa Kemal, gizlice çıkardıkları el gazetesine makaleler yazarak bu tartışmalara katıldı. Bu muhalif duruşunu Harp Akademisi’nde sürdürünce, mezuniyetinden hemen sonra yarı görev, yarı sürgün olarak Şam’daki V. Ordu’ya tayin edildi. Burada Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu. 1907’de Makedonya’daki III. Ordu’ya atanınca İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı.

1908 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin baskıları sonucunda II. Meşrutiyet ilan edildi.  Fakat çok geçmeden İstanbul’da meşrutiyet karşıtı 31 Mart İsyanı başladı. Meşrutiyetin korunmasını isteyen yenilikçi subaylar Selanik’te Hareket Ordusu’nu kurdu. Mustafa Kemal, bu ordunun kurmay başkanı oldu. Selanik’ten İstanbul’a yürüyen Hareket Ordusu, gerici isyanı bastırarak, düzeni yeniden sağladı.  

Mustafa Kemal, 1910’da Picardie’deki büyük Fransız askeri manevralarında bulunmak üzere ilk Avrupa seyahatine çıktı. 

1911’de Trablusgarp Savaşı başlayınca, İtalyan sömürgeciliğine karşı mücadele etmek için gönüllü oldu. Savaşa katılmak üzere İstanbul’dan Trablusgarp’a giderken gazeteci kılığına girerek “Şerif” takma adını kullandı. Trablusgarp’ta, Derne ve Tobruk Muharebelerinde İtalyanları yenilgiye uğrattı.
Etkin Resim

Trablusgarp Savaşı’ndan sonra Balkan Harbi’ne katıldı ve bu savaştan sonra da Sofya’ya askeri ateşe olarak tayin edildi. Bulgaristan’da askeri ateşe iken Birinci Dünya Savaşı başladı. Osmanlı Devleti’nin bu savaşa katılması üzerine ülkeye dönerek Çanakkale, Kafkas ve Suriye Cephelerinde önemli görevler üstlendi. Çanakkale Cephesi’nde “Anafartalar Kahramanı” olarak tanındı. Bu cephede albaylığa, Kafkas Cephesi’nde ise generalliğe terfi etti.

Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra Osmanlı orduları dağıtıldı ve İtilaf Devletleri Anadolu’yu işgal etmeye başladı. Padişah Mehmet Vahdettin ve İstanbul Hükümeti’nin bu işgallere karşı teslimiyetçi bir politika izlediğini görünce, Milli Mücadele’yi başlatmak üzere Anadolu’ya geçti. Kongreler düzenledi, genelgeler yayınladı. Askerlik görevine son verilmesine, hakkında önce tutuklama ve sonra da idam kararı alınmasına rağmen ulusal egemenliği ve ulusal bağımsızlığı gerçekleştirme yolunda yılmadan çalıştı.

TBMM’nin kurulmasından sonra Batı Cephesi’nde önemli savaşlar yaşandı. Bu savaşlardan Sakarya Meydan Muharebesi’ni Başkomutan olarak sevk ve idare etti. Burada kazanılan büyük zaferle Gazilik unvanı ve Mareşallik rütbesiyle taltif edildi. 26 Ağustos 1922 tarihinde Büyük Taarruzu başlatarak, Anadolu’daki işgali sona erdirdi. Mudanya Ateşkes Antlaşması ve Lozan Barış Antlaşmasıyla savaş meydanlarında elde edilen kazanımları diplomatik olarak güvence altına aldı.

Savaştan sonra Türk toplumunda yüzyıllardır egemen olan gericilik, tutuculuk, fakirlik, cahillik ve bağnazlığa karşı önemli adımlar attı. Gerçekleştirdiği inkılâplarla saltanat ve hilafete son verdi, medreseleri, tekke ve zaviyeleri kaldırdı. Arap alfabesinin yerine Latin esaslı yeni Türk alfabesini getirdi. Kadınlara sosyal, ekonomik ve siyasal haklar tanıdı, ekonomik kalkınma hamlesi ile üreten Türkiye modelini gerçekleştirdi.

Atatürk İnkılâplarının Türk toplumunda yarattığı köklü değişikliklere bir örnek olarak Harf İnkılâbı’nın kültür alanında sağladığı dikkat çekici ilerleme gösterilebilir. Latin esaslı yeni Türk harflerinin okuma-yazmayı kolaylaştırması ve buna bağlı olarak kitap basımının artmasıyla, yazı devrimini izleyen 15 yılda yani 1929–1944 yılları arasında 31.000 kitap basılmıştır. Hâlbuki Osmanlı Devleti’nde matbaanın kurulduğu yıl olan 1726 yılından, yazı devriminin yapıldığı 1929 yılına kadar geçen 200 yıllık sürede basılan kitap sayısı ancak 30.000 olmuştu.

İnkılâpçılığının yanı sıra teşkilatçılığı ve liderlik vasıflarıyla da Türk tarihinde eşsiz bir rol üstlenen Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938 Perşembe günü yaşamını yitirmiştir.

Bu büyük lider, Türkiye’yi Türkiye yapan Temsil Heyeti, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Halk Partisi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu başkanı olması nedeniyle her türlü takdir ve övgüye layık bir şahsiyet olarak Türk milletinin kalbinde sonsuza kadar yaşayacaktır.

 Etkin Resim